15 Ekim 2018, Pazartesi

> Serkan Bayar > Ali Koç ve casusları
Serkan Bayar

Ali Koç ve casusları

11 Ekim 2018 14:09

Hata yapmak normal olan… hatanı kabul etmemek, üzerine gitmek, hatada diretmek ise anormal olan. Beraber yola çıktığın insanlara güvenmek normal olan. O insanların doğru insanlar olmadığını anlamana rağmen onlara güvenmeye diretmek anormal olan!


Ali Koç bir kez daha çıktı. İplerini çektiği isimlere verdi veriştirdi… karşı tarafı dinlemeden yetkin olanın ağzından çıkanların “tek gerçek” olarak kabul edildiği ülkemizde, gönderilenler “günah keçisi” ilan edildi. F.Bahçe’nin 8 haftada 8 puan alması, Dinamo Zagreb’ten 4 gol yemesi unutuldu.

Sanırım Ali Koç’un her konuşmasından sonra şaşıran bir tek benim! Bir tek ben “yok herhalde yanlış duyuyorum, yanlış okuyorum” diyorum!
Başkan sürekli olarak, “tahminimizden çok daha olumsuz bir tablo var” diyor, benim de aklıma her seferinde “bir başkan 6 yıl asbaşkanlık yaptığı bir kulübe bu kadar nasıl uzak olabilir?” sorusu geliyor.

Başkan farkında değil ama bir yerlere kaybolmuş durumda… “3 maç var ki top 3 maçta 1 kez kalemize geldi ve gol oldu” diyor! Pardon ama F.Bahçe seyircisinin sıkıntısı yenilmek veya galip gelmek değil sizinde dediğiniz gibi, “yenilirken de gurur duyulan bir futbol oynamak…” ben bu sözden şunu anlıyorum, “F.Bahçe 6-7 puan daha alsaydı, herşey süt liman olacaktı.”

Başkan yine farkında değil ama fena halde kendini kandırıyor… Başakşehir ve Beşiktaş maçlarında galibiyeti kaçıran tarafın kendileri olduğunu iddia ediyor. Aman başkan VAR arıza yapmasa F.Bahçe, Başakşehir maçından 0 puanla çıkacaktı. Beşiktaş maçında ise ne olur çok inandığınız istatistikleri okuyun. Sonra ezdiniz mi, ezildiniz mi kararı siz verin…

“Umarım Kasım ve Aralık ayları bizim için çok daha güzel geçer” diyor Başkan… Kasım ayı deplasmandaki G.Saray derbisiyle başlayacak.  Trabzonspor derbisi bu süreçte. Ayrıca Avrupa maçları da var. Hedef ne acaba F.Bahçe için Kasım ile Aralık aylarında?

Başkan taraftarlardan daha sabırlı olduğunu ve daha umutlu baktığını söylüyor… neden F.Bahçe taraftarıyla da paylaşmıyor umutlarını. Reyes’ten, Jailson’dan ve Frey’den ne gibi umutları olduğunu… 4-2-3-1, 3-5-2 ve gelecek hafta hangi sistemle oynayacağı belli olmayan bir takımdan nasıl bir umudu olduğunu neden paylaşmıyor. Eğer olumlu bir istatistik, gözden kaçan bir iyiye doğru gidiş varsa kamuoyu ile paylaşsa da taraftar da görse.

Başkan kendi sözleriyle de çelişiyor… “bir yandan finansal yapı ve finansal fair play konusunda önemli adımlar attık” diyor bir iki cümle sonra “Mart’tan sonrasını hala göremiyoruz nasıl dönecek bu iş” diyor.

“Her yerde söylüyorum bu kulübün gerçek sahibi taraftardır” diyor Başkan Ali Koç… peki taraftarın sesine kulak vermek yerine “insafsızlık” demek, “terbiyesizlik” ediyorsunuz demek işin kolayı değil mi? Ali Koç daha 5 ay geçmeden taraftar için bu sözleri söylüyorsa aklıma 10’ncı yılından sonra taraftardan kopan Başkan Aziz Yıldırım’ın ettiği hakaretler geliyor. Acaba gelecek sezon taraftarın tepkisi devam ederse Koç neler söyler onlara? 

Gelelim aslanların önüne atılan Turgay Altay, Alper Aşçı ve Murat Öztürk konusuna… Altay ve Aşçı, Ersun Yanal geldiğinde istifa etmişti. Ali Koç, Aykut Kocaman’ı kovduğunda da istifa ettiler.

Şimdi burada iki konu var; eğer birisine “kal sana ihtiyacım var” diyorsan onu kara kaşı kara gözü için tutmuyorsundur. Bildikleri ve yapmaya alışık olduğu şeyleri yapmaya devam etmeleri için tutuyorsundur.

Yani "eski düzen”in devamı için.

Daha mı basit anlatayım. “Etli pilav”ı çok iyi yapmayı bilen aşçıya seni etli pilavı çok iyi yapmaya devam etmen için tutacağız diyorsun, sonra “artık “etli pilav yok. Bize sütlaç yapacaksın” diyorsun. Adam “ben sütlaçtan anlamam” deyince, sen kötü aşçısın diyorsun.

Devam edelim… bir hoca ve bir de yardımcısı geldi. Çünkü yeni teknik direktör en fazla bir veya iki yardımcısı ile gelecekti. Siz söylediniz. Bu da aslında yerleşik sistemin devam etmesini istediğiniz anlamına gelir. Çünkü teknik direktör ve yardımcısı en fazla idman programını belirler. Kendilerine sunulan raporlar sonrasında taktiği seçer. Daha fazlasını bireysel antrenörler, psikologlar, fizyoterapistler, aşçılar vb… sağlar.

Bir de Erwin Koeman konusu var… bilmem farkında mısınız ama yardımcı antrenörüzün kariyeri teknik direktörünüzden daha yüksek. Macaristan Milli Takımı’nı çalıştıracak kadar yukarı çıkmış durumda. Bence Volkan’ın Koeman’ın üzerine yürümesini bir de kaptanın tarafından dinleyin bence.

Anladığım kadarıyla Ali Koç’un soyunma odasında bir casusu var… her ne oluyorsa Başkan’a kelime kelime aktarıyor. F.Bahçe’de insanlar Aziz Yıldırım döneminde neye isyan etmişti… soyunma odasında yaşananların kamera görüntülerinin sözde Aziz Yıldırım’ın bilgisi dışında dışarıya servis edilmesine. Ali Koç’un soyunma odasına casus yerleştirmesinin Yanal’ın soyunma odasına kamera koymaktan ne farkı var.
Bir şey daha hatırlatayım, SSCB ile ABD arasındaki soğuk savaşın uzamasının en büyük nedeni casusların işsiz kalmak istememeleriydi. 

Hepsini geçtim de Ali Koç diyor ki, “Comolli'nin PR'ı yok…” herşeye “olur, belki, yani…” diyebilirim ama Fransız sportif direktörün PR’ı yok lafını asla kabul etmem. Tek işi PR olan, kendisini pazarlamayı çok iyi bilmesi yüzünden Tottenham ve Liverpool’da iş bulan ve F.Bahçe’ye kadar gelen Comolli’nin PR’ı yoksa dünyadaki hiçbir futbol adamının PR’ı yoktur.

Aslında Ali Koç bir önceki “Camiaya Sesleniş”te ve dünkü açıklamalarında söylediği, “danışıklı dövüş” ve “Başkan gündem değiştiriyor, başkalarını suçluyor” sözleriyle bence asıl niyetini belli ediyor. Bunları da kendine yediremediği için bu şekilde bahaneler üretmek zorunda kalıyor.