22 Temmuz 2018, Pazar

> Mehmet Eyüp Yardımcı > Kupanın Müslüman yüzü
Mehmet Eyüp Yardımcı

Kupanın Müslüman yüzü

20 Haziran 2018 18:20

Çivinin çiviyi sökmediği bir futbol âleminde, kendi sığ denizimizde, diz kapağı adalarında boy verip bir yandan da deve güreşi ile eğlenmeye çalışırken, Rusya’daki Dünya Kupası’nı uzaktan seyredip, papatya falımızda ve gönlümüzde başka yerde tuttuğumuz Arjantin için dualar ediyoruz...


Bizde futbolda işler Arap Saçı, tıpkı Erkin Baba’nın şarkısında olduğu gibi.

Futbolsever ;

bir derdim var dinleyin ey gökteki yıldızlar 

beni benden çalarak kaybolup gitti yıllar 
aşk aşk aşk yüzünden ızdıraba kul oldum 
ömrüm böyle tükendi ne kadar zalim yıllar dörtlüğünde iken.

Futbolu çok bilen ulemalar ise;

arap saçına döndüm 
çöz beni arap saçı 
çivi çiviyi söker 
budur bunun ilacı  dörtlüğündedir…

Çivinin çiviyi sökmediği bir futbol âleminde, kendi sığ denizimizde, diz kapağı adalarında boy verip bir yandan da deve güreşi ile eğlenmeye çalışırken, Rusya’daki Dünya Kupası’nı uzaktan seyredip, papatya falımızda ve gönlümüzde başka yerde tuttuğumuz Arjantin için dualar ediyoruz.

Dualarımız Arjantin için ne kadar yeter bilemeyiz ama Rusya’daki Dünya Kupası’nda boy gösteren, dualarımızda sadece Arjantin’in yer almadığının sebebi kupanın “Müslüman Yüzü” ne bir bakmak gerekir.

A Grubunda bir dönem Orduspor’u çalıştıran Arjantin’li ünlü teknik adam Héctor Cúper ve Liverpool’un yıldızı Muhammed Salah, kasımpaşa’dan Trezeguet, Arsenal’dan Muhammed Elneny, Stoke City’den Ramadan Sobhi ve Aston Villa’dan Ahmed Elmohamady ile turnuvadaki diğer müslüman ülkelerden bir üst kat sükseye sahip

Mısır (ki iki maçta sıfır çekti) belki de son maçını oynamak üzere arz-ı endam edecek.

Turnuvanın belki de futbol mesafesi en kısa takımı olan Suudi Arabistan ise İspanyol  Juan Antonio Pizzi ile A grubunda sadece Mısır’ın potansiyeli sıfır ekürüsü olarak bir turnuvanın daha tarihine geçecektir.

Kupadaki B Grubu ise A grubuna göre daha bir başka pencereden baktırıyor kendisine.

Fransız teknik adam Hervé Renard ile Fas kadrosundaki Manuel Da Costa, Younes Belhanda, Nabil Dirar bize çokta yabancı değildi ama ilk maçta bir dönem Real Madrid teknik direktörlüğünüde yapmış Portekiz’li teknik adam Carlos Queiroz yönetimindeki İran’a yenilince ilerisi için ilk maçta zaten işini zora sokmuş oldu.

G Grubunda, Polonyalı teknik direktör Henryk Kasperczak ile yaşanan ayrılıktan sonra yoluna Tunus’lu Nabil Maâloul ile devam eden Tunus için futbol adına söylenecek tek söz var “yemesi gereken bin fırın ekmek var”

Şimdi bu takımlara bakıp, maddi değeri, izlenme ve takip edilme oranlarıyla klasman olarak üst, işleyiş olarak ise alt seviyelerde olan futbolumuzla neden biz orada değiliz? Neden yine son dakika harikaları seyrettirmiyoruz diye düşünmeye gerek yok.

Çünkü bizim ülkemizde futbol Muhammed Salah’ın Rusya’ya attığı gol sonrası secdeye varıp Allah’a şükretmesi ve aynı gole tribünlerde kafasındaki firavun simgesi aksesuarla sevinen Mısırlılar kadar bi’acayip.

Futbolun sevinç, tribün şovu adına bir noktada Mısır adına bu acayipliği anlayışla karşılayabiliriz ama futbolumuz adına yürütülen süreçte bu acayipliğe katlanamayız.

Ülke Spor Bakanımız 2018 yılında kulüpler UEFA Mali Kriterlerine göre yönetilmelidir derken almamız gereken ders için beş sene haybeye kürek çekmenin acısını ne tarafa koymalı? Kafamıza firavun simgesi değil ama deli hunisi alıp gezerek başka bi’acayipliğe yelkenmi açmalıyız bilemedik. 

Futbolumuzun lejyoner yüzüyle sevindiğimiz zamanlardan belki de gelecekteki Andrés Iniesta olacak hayalimizi aşırı şöhret sendromuna mâhkum eden futbol ayaklarıyla sadece mali değil, manevi yönden de çok gerilerde kaldığımızı görmeliyiz.

Futbolumuz adına çokta umutsuzluğa kapılmamak adına mevcut yönetim kadrosunda gelecek adına olumlu işler yapmaya çabalayan isimlerin varlığının Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor adına çoğalması artık camiaların kongre üyeleri tarafından da görülüp, tercih edilmesi çok büyük bir gelişmedir.

Bu sefer becerdik, becerdik yoksa daha da artacak mali yükün altından futbol adına kimse kalkamaz. Bu yönetimler sadece zamanı kurtarmak telaşında olmamalı, geleceği de kurtarabilmek için, geçmişin ağır faturasını çıkaranlardan hesap soracak, gerektiği zaman camialarından atacak eylemlerin adımlarını atmalıdırlar.